Kararsızlık

Güncelleme tarihi: Eki 7

Kararsızlık bireyin seçenekleri eleyememesidir. Yaş, cinsiyet ve sosyokültürel durumdan bağımsız olarak herkesin hemen her konuda içinden geçtiği bir süreçtir. Bireyler yaşamda sonuçlarını gözden geçirmesi gereken seçimlerle karşı karşıyadır. Olasılıkların sonuçlarına göre bazen karar vermek kolayken bazen zordur. Bazense kararsızlık öyle bir hal alır ki birey en kötü olasılığın gerçekleşmesinden bile daha fazla yük hisseder. Böylesi bir kararsızlık problemlerin çözümüyle ilgili adım atmayı geciktirir.


Kararsızlığın kronikleşmesi kişiyi başkalarının fikrine başvurmaya bağımlı hale getirir. Başkasının fikrini almak kişiye iyi hissettirebilir. Sorumluluğu paylaştığı için karar verilecek konuda endişeli ve güvensiz hissetmemiş olur ancak kişi başkasının fikrine bağımlı hale geldiğinde problem karar verilecek konu olmaktan çıkıp sürekli güven bulmaya ihtiyaç duyması olur ki bu da bireyin daha fazla kişiye sormasıyla, daha fazla düşünmesiyle, günün sonunda problemi daha fazla kafa karışıklığıyla çözmek zorunda kalmasıyla sonuçlanır.


Kararsızlık 3 farklı şekilde kendini gösterebilir. İki şeyi çok fazla isteyip arasında seçim yapamamak (bu filmi mi izlesem şu filmi mi izlesem), bir şeyi isteyip o şeyin olumsuz yönlerine katlanamamak (onu seviyorum ama beni sıkıştırmasına dayanamıyorum), iki şeyi de istemeyip birini seçmek zorunda olmak (iki dersin sınavına da çalışmak istemiyorum hangisinden başlasam).

Karar Vermeyi Zorlaştıran Faktörler

Kişinin sahip olduğu olanakların arzularını karşılayabilecek ölçüde olmaması, toplum ve çevre baskısının kişinin isteklerini gölgeleyecek baskınlıkta olması, zamanın yetersiz olması, tüm seçeneklerin birbirine benziyor olması, konuyla ilgili bilginin az olması, kararın geri dönüşünün çok zor olması veya geri dönüşünün olmaması karar verme sürecini zorlaştırır.


Kararsızlık kaygıyla ilişkilidir. Kaygı düzeyi yüksek bireyler bir karar verebilmek için gerçek olamayacak kadar fazla kanıt toplamaya çalışır. Bu nedenle çözüm süresi olabildiğince uzar. Belirsizliğin yarattığı stres nedeniyle kişi kendini kaygıdan koruyabilmek için bulunduğu yere çakılıp kalabilir, adım atamaz. Kararsızlık kişinin hayatında markete gitmekten, evleneceği kişinin doğru kişi olup olmamasına kadar geniş bir yelpazede kendi yerini bulur.

Karar Verme Stilleri

Kişilerin kararlarını verirken yatkın oldukları yaklaşımı tanımlar.

Akılcı Karar Verme: Karar vermeden önce araştırmalar, çalışmalar yaparak en doğru görünen seçeneğe yönelmek.

Sezgisel Karar Verme: Karar verirken duyguları ve sezgileri referans almak.

Bağımlı Karar Verme: Çevredeki kişilerin yönlendirmesi doğrultusunda karar vermek.

Spontan Karar Verme: Kendiliğinden, anlık ve içinde bulunulan şartlara göre seçim yapmak.

Kaçıngan Karar Verme: Karar vermemek de denilebilir. Birey kararının sorumluluklarını almak istemediği için konunun minimal boyutuyla ilgilenir.

Daha Kolay Karar Verebilmek İçin

Geçici kararsızlık durumlarında artıları eksileri yazarak bir seçim yapmak, hızlı karar alıp sonuç ne olursa olsun sorumluluğunu almaya gönüllü olmak ve böylece bazen yanlış kararlar da verebileceğimizi kabul etmek, olasılıkları düşünürken sonuçları felaketleştirmemek, seçenekleri bilinçli bir çalışmayla eleyerek azaltmak, başkalarının fikrini almak bir çözüm olabilir ancak kararsızlık sürekli bir hal almışsa bu çözümler sorunu daha da kronikleştirecektir. Çünkü hayatın her alanına yayılmış kararsızlık genellikle başka bir konunun yansıması niteliğindedir. Nitekim bazı patolojilerin belirtilerinden biri sürekli kararsızlık halidir. Söz konusu problem çözümlenmeden yalnızca ‘doğru karar verme becerileri’ geliştirmek çözüm açısından iyi bir fikir olmayabilir. Özetle kararsızlığın yarattığı belirsizlik kişinin hareket etmesini tamamen engelleyen bir hal almış ve uzun süredir devam ediyorsa kararsızlık kendinden daha ciddi bir sorunun görünen yüzü olabilir.


Klinik Psikolog

Ömer Faruk Güzelgöz

“Sayfa içeriği kritik detaylardan arındırılarak yalnızca genel bilgilendirme amaçlı, literatüre ve klinisyenin kişisel ders notlarına dayanarak oluşturulmuştur. Tanı ve tedavi için mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği site içindeki tüm dokümanlara ait haklar saklıdır. Site içerisinde yer alan sayfalarda hiçbir doküman, yazılı izin alınmaksızın kopyalanamaz, başka yere taşınamaz, alıntı yapılamaz, internet üzerinde veya her ne şekilde olursa olsun yayınlanamaz ve kullanılamaz. Aynı şekilde 5651 sayılı kanunu kapsamında telif hakkına konu olan eserle yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin mail yoluyla iletişime geçmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde eser yeniden değerlendirilerek yazılı dönüş yapılır. Yararlanılan kaynaklar, gerekli izinler ve haklar için mail yoluyla iletişime geçiniz.’’


9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Uyku

Somatizasyon